Dengesi Bozuk Bir Dünyada Doğru Kalabilmek
Gerçeğin sesinin gürültüde kaybolduğu, adaletin ise her zaman menfatin olandan yana saf tuttuğu, çürümüş kişiliklerin çoğaldığı bu devirde çoğu zaman görüyoruz ki, haklı olmak, kazanmaya yetmiyor. Doğruyu savunmak, sadece bir fikir beyan etmek değil, rüzgara karşı yürümeyi, yalnızlaşmayı ve bazen de bile isteye kaybetmeyi göze almaktır. Çünkü hakkaniyet, konforlu bir koltuk değil, üzerinde durması zor, sarsıntılı bir zemindir.
Neden Bu Kadar Zor? Bedel İster: Adaletli davranmak, kişisel çıkarlarınızdan vazgeçmenizi gerektirir.
Yalnızlaştırır: Herkesin
kısa yoldan gittiği bir yerde, ana yolu takip edenler yavaş kalmakla suçlanır.
Sabır Gerektirir: Hak yerini bulur, evet ama bazen o yerini bulma anı, bir ömür kadar uzakta da durabilir.
Adalet dünyadan kalkarsa, insanın hayata değer vereceği bir şey kalmaz.
Buna rağmen, eğilip bükülerek kazanmaktansa, dik durarak kaybetmenin asaletine inananlar için bu yol hala yürümeye değer. Çünkü günün sonunda yastığa konan başın ağırlığını, kazanılan paralar ya da makamlar değil, vicdanın berraklığı belirler.